| WEIDER Beslenme ve Diet Uzmanı
Serap Orak TUFAN tarafından
hazırlanmıştır. Beslenme
Sağlıklı beslenme yeterli ve dengeli
beslenmedir.Vücudumuzu oluşturan hücrelerin düzenli ve dengeli çalışması
için besin öğelerinden yani yağlar, karbonhidratlar, proteinler,
vitaminler ve minerallerden yeterli miktarda almalıyız. Vücudumuzun tüm
besin maddelerine ihtiyacı vardır. Tek taraflı beslenmek yani sadece
protein veya karbonhidratla beslenmek yanlıştır. Dengeli beslenerek
vitaminler, mineraller ve lifler gibi önemli besin maddelerinden de
almış oluruz.
Beslenme Piramidi
Beslenme piramidi 5 ana besin grubunu içerir. Piramit en altta yer alan
ve sıklıkla tüketilmesi gereken karbonhidratlarla başlar ve daha az
tüketilmesi gereken gıdalara doğru gider. Bu besin grupları
karbonhidratlar, mineraller, proteinler, yağ ve şekerdir. Beslenme
piramidi gıdaların doğru seçimi için rehberiniz olmalıdır.
Karbonhidratlar: Alt grupta yer alan ve
sıklıkla tüketilmesi gereken gıdalardır. Karbonhidratlar pirinç, bulgur,
makarna gibi tahıllardır.
Mineraller: Sağlıklı yaşam için
gereklidir. Mineraller (kalsiyum, bakır, iyot, demir, çinko vb.) sebze
ve meyvelerde bulunur, hücre korunması ve sağlıklı diş, kemik, cilt
yapısı için önemlidir. Mineraller ayrıca kalp ritmi, kan basıncı,
vücuttaki sıvı dengesi gibi daha birçok düzenleyici fonksiyonlarda rol
oynar.
Proteinler: Vücudun en etkili kalori
yakıcı bölümü olan kas dokusunu güçlendirmek açısından çok önemlidir.
Protein ette, süt ürünlerinde ve daha az olarak hububat ürünlerinde
bulunmaktadır.
Yağ-şeker: Yağ ve şeker, çok az
tüketilmesi gereken gıdalardır fakat A, D, E ve K vitaminleri gibi
vücudumuz için önemli vitaminleri taşıma görevi yaptıklarından dolayı
sağlığımız için yenilmesi de çok önemlidir. Sıvı ve katı yağlar, şeker
ve tatlılar bu grupta yer alır.
Yemek
yeme alışkanlığımız zihinsel ve bedensel faaliyetlerimizi etkileyen
unsurlardan biridir. Sağlıksız beslenme düşünme ve kavrama yeteneğinin
azalmasına ve hafıza kayıplarına neden olur. Günde 8 saat uyuduğunuz
halde kendinizi yorgun hissediyor, bedensel, zihinsel faaliyetlerinizde
çabuk yoruluyor, hafıza ve düşüncenizde azalma görüyorsanız mutlaka
yemek yeme alışkanlığınızı gözden geçirin ve aşağıdaki önerilerimize bir
göz atın.

Dengeli Beslenme Önerileri
•
Doymuş
yağ (tere yağ, kuyruk yağı) oranı yüksek besinleri daha az
tüketin.
•
Yeterli miktarda doymamış yağ (ay çiçek, mısırözü, soya, fındık,
zeytin yağı) almaya dikkat edin.
•
Yarım yağlı süt, yağsız yoğurt
tüketin.Yağlı kırmızı et yerine yağsız et, kuru baklagiller (nohut,
mercimek, fasulye gibi) balık ve tavuk tercih edin.
•
Süt ve süt ürünleri
de (yoğurt, peynir vb.) tüketilmeli fakat bunlarında az yağlı olmalarına
dikkat edilmeli.
•
Yemeklerinizi haşlama, fırında pişirme veya ızgarada
pişirme yöntemleriyle pişirirseniz yemeğe eklenecek yağıda azaltmış
olursunuz.
•
Aşırı şekerli gıdalardan kaçınmalı ve hatta çay, kahve gibi içecekler
şekersiz içilmeli veya şeker miktarı azaltılmalıdır.
•
Gıdalardan aldığımız günlük tuz miktarı 6 gr.ı (bir tatlı kaşığı)
geçmemelidir. Bu miktara yemeklerden, ekmekten, içeceklerden aldığımız
tuz miktarı dahildir. Tuz tüketimi ile yüksek tansiyon arasında ilişki
bulunmaktadır. Yüksek tansiyonu olanlar doktorlarının tavsiyesine göre
ya hiç tuz kullanmamalı ya da miktarını azaltmalıdır.
•
Güne
kahvaltınızı yaparak başlayın. Gece boyu gıda alımı olmadığından
beyninizin sabah kalkınca enerjiye ihtiyacı vardır. Daha sonra gıda
alımınızı kahvaltıdan başlayarak gün içine yaymanız daha etkin kalori
yakmanıza neden olur.
•
Öğünlerinizi önceden belirleyiniz. Mümkünse
yediklerinizi 3 ana öğün, 3 ara öğüne bölün az ve sık beslenin. Bol su
için, yiyecekleri iyice çiğneyin. Her yemek yediğinizde midenin 1/3’ünü
boş bırakın. Tam olarak dolu mide sağlığımızın zaman içinde bozulmasına, erken yaşlanmaya neden olur. Midenizi katı gıdalarla doldurmayın. Katı
gıdalarla dolu mide içeriğinin gerekli öz suyu her tarafa dengeli
ulaştırması güçleşir ve sindirim zorlaşır. Düzenli yemek yiyenler daha
dengeli ve sağlıklı beslenmekte ve ideal kilolarını korumaktadırlar.
•
Zihinsel faaliyetlerin gerektirdiği enerji kaynaklarının en
önemlilerinden biride meyvelerdir. Beynin oksijen dışındaki tek enerjisi
glikozdur. Glikoz meyvelerde hazır halde bulunur. Diğer gıdalarla alınan
şeker midede yakılarak glikoza çevrilir. Bu nedenle meyveleri aç karnına
yemeliyiz. Meyveler yemeklerden 30 dakika önce veya 3 saat sonra
alınmalıdır. Mide doluyken alınan meyveler midede kalıp besin değeri
kaybolup orada mayalanacağı için bütün sindirim sistemimizi yorar.
•
Vücudumuzda dakikada 10 milyon hücre ölür ve bir o kadarı da yenilenir.
Ortalama 100 günde (beyin ve sinir hücreleri hariç) bütün vücudumuz
yenilenir.Düzensiz kötü beslenme yenileme sistemini aksatır. Cildiniz
canlılığını, tazeliğini kaybeder ve en önemlisi hastalıklara açık
olursunuz. Yorgunluk, çabuk yorulma, baş ağrısı olabilir. Düşünce ve
hafıza sistemi bulanıklaşır. Bu nedenlerden dolayı düzenli ve sağlıklı
beslenmeye dikkat etmeli ve yemek için yaşamamalı sadece yaşamak için
yemeli görüşünü benimsemeliyiz.
SPORCU BESLENMESİ
Karbonhidratlar
•
Karbonhidratlar, sporcular için en önemli enerji
kaynağıdır. Karbonhidratlar, kas ve karaciğerde glikojen olarak
depolanmaktadır. Her türlü egzersiz glikojen depolarını azaltmaktadır.
•
Sporcular yeterli karbonhidrat tüketerek enerji gereksinmelerini
karşıladığı sürece, karbonhidrat depolarını istenen düzeyde tutabilirler
ve böylece antremanlarını sürdürebilirler. Basit karbonhidratlar daha az
besleyici olduğu için, boş enerji kaynakları olarak bilinmekte, bu
nedenle sporcu beslenmesinde ikinci planda yer almaktadır.
• Kan
şekerinde ani düşüş, performansı olumsuz yönde etkileyeceği için, basit
şeker ve yüksek oranda glikoz içeren içecekler, antremanlar ve müsabaka
öncesi tüketilmemelidir.
•
Kompleks karbonhidratlar temel karbonhidrat kaynağı olmalı, çünkü
kompleks karbonhidratlar vitamin, mineral, posa da içermekte ve daha
uzun sürede yavaş yavaş enerji sağlamaktadır.
•
Karbonhidratların yeterli tüketiminin dayanıklılık sporcuları kadar kısa
süreli sporlar için de önemli olduğu unutulmamalı
Sıvı
• Susama duygusu olmadan önce az ve sık aralıklara su içmelisiniz. Antreman/müsabaka öncesi ve sonrası kadar müsabaka sırasında da sıvı
tüketmek önemlidir.
• Şeker içeriği yüksek içeceklerden kaçınılmalıdır. Serin, konsantre
olmayan meyve suları ve su sıvı gereksinimi karşılamak için en ideal
içeceklerdir.
• Elektrolit içeren içeceklerin amacı sıvı kaybını karşılamak olmalıdır. Fakat pek çoğunun şeker içeriği yüksek olduğu için sıvı kaybını
karşılamayı geciktirmektedir.
• Terle elektrolit kaybı olur, ancak su ile kıyaslandığında oldukça az
miktarlardadır. Terleme sonucu kan hacmi azalmakta ve kan elektrolit
düzeyi artmaktadır. Bunun anlamı; elektrolit desteğine hemen gerek
duyulmamasıdır.
•
Sıvı desteği daha önemlidir. Elektrolit kaybı,antreman/müsabaka sonrası
öğünde kolaylıkla 1 bardak meyve suyu ve yemeklere biraz tuz eklemekle
karşılanabilmektedir.
• Alkollü içeceklerden kas yakıtı için gerekli enerji sağlanmadığı, koordinasyonu bozduğu, dehidrasyona neden olduğu için uzak
durulmalıdır.
Vitaminler ve Minareller
• Çeşitli besinlerden oluşan diyet tüketimi ile yeterli miktarlarda
vitamin–mineral tüketimi sağlanabilinir.
• Yağda çözünen vitaminlerin megadoz kullanımı sonucu fazlası vücutta
depolanmakta, bu durum karaciğerde toksik etki yaparak zehirlenmeye
neden olmaktadır.
• Demir; yetersizliği görülen minerallerden biridir ve bu mineralin
yetersizliğini önlemek için diyette demirden zengin yiyecekler yer
almalıdır.
• Sporcular, beslenme alışkanlıklarını olumlu yönde geliştirmeli, sadece
vitamin–mineral suplementi kullanmak pozitif beslenme alışkanlığı
kazanmak anlamına gelmemelidir.
• Tek bir besin öğesinin suplementasyonu para ve zaman
kaybıdır. Gerekirse günde 1 adet mültivitamin–mineral tableti tüketmek
yeterlidir.
Sporcularımızın genel beslenme
gereksinimleri ve özellikle önemli karşılaşmalar öncesindeki kamp
dönemleri ile karşılaşma sabahı nasıl beslenmeleri konusunda
“Sporcuların en titizlik gösterdiği en çok merak ettiği, uygulamada da
en sıkıntı çektikleri, en eksik kaldıkları konulardan bir tanesi. Küçük
yaşlardaki sporcular için bu yüzme, jimnastik gibi çok yoğun, yaz
döneminde de yaz spor okulları açılıyor. Veliler bu konuda ilgililer.
Çocukların beslenmesi hep birinci planda. Tabi, normal çeşit olarak
herşeyden yiyorsa bir sporcu, beslenme açısından bir sorunu yok
demektir. İhtiyaçları artacaktır ama ihtiyacı arttığı oranda iştahı da
artacağı için yiyecektir. Ama vejeteryan olması gibi başka yemek seçme
olayı varsa, bu sıkıntı. Müsabaka dönemi öncesi beslenmeye gelince, bu
hakikaten önemli bir konu. Çünkü burada yapılacak ciddi uygulamaların
performansa yüzde 20-30 katkı
sağladığını biliyoruz. Şu andaki dünya futbol şampiyonasında da
görüyoruz. Sporcular sürekli gelip, kenardan içinde bir kısım maddeler
bulunan sıvıları aldığını görüyoruz. Bunların hepsi performansı
arttıracak uygulamalar. Normal bir sporcu beslenmesinde alacağı
kalorinin yüzde 65 civarının karbonhidrat yani şekerli gıdalardan olması
gerekiyor. Yüzde 20’si kadar protein, geri kalanı yağ... Dolayısıyla hem
antrenman sonrası, hem müsabaka öncesi karbonhidrat ağırlıklı beslenme
performansına olumlu katkı sağlayacaktır.”
Sporcuların performansını etkileyen bir takım etmenler bulunmaktadır. Bu
etmenlerin başında da genetik yapı, uygun antrenman ve beslenme
gelmektedir. Bir sporcunun genetik yapısını değiştirmesi mümkün
değildir. Ancak antrenörün antrenman sisteminde yapacağı gerekli bir
takım değişikliklerle veya sporcunun beslenme konusunda bilgilenmesi ve
yaptığı spor dalının gerektirdiği beslenme düzenini sağlaması sonucu
performansın arttırılması ve yeni başarıların kazanılması mümkün
olmaktadır. Ancak unutulmaması gereken nokta, sporcunun yetenek, taktik
ve formu ile ilgili problemleri varsa, en iyi diyet veya beslenme şekli
bile onun başarılı olmasına yardımcı olmamaktadır.
Beslenme, büyüme, yaşamın sürdürülmesi ve sağlığın korunması için
besinlerin kullanılmasıdır. Beslenme bir bütündür ve sporcunun
performansını en üst düzeye çıkaracak sihirli yiyecek ve içecekler
yoktur. Önemli olan sporcunun, sporcu beslenmesi kuralları içerisinde,
yeterli ve dengeli beslenmesinin sağlanmasıdır.
Her
koşulda iyi beslenen bir sporcunun iyi beslenmeyen veya besinlerine hiç
dikkat etmeyen bir sporcuya göre elde ettği bir takım avantajlar vardır.
Bu avantajlar;
• Sporcunun antrenman etkinliği maksimum düzeydedir: İyi bir beslenmeyle
sporcu, antrenörünün verdiği antrenmana kolay uyum sağlamakta ve her
türlü antrenmanı yapacak güce kavuşmakta ve performansını
arttırmaktadır.
• Üst düzey mental konsantrasyan ve dikkate sahiptir: Her spor dalında,
dikkat ve oyuna konsantrasyon önemlidir, bunun için de temel etkenlerden
bir tanesi de yeterli ve dengeli beslenmedir.
• Seyahatlere dayanıklı ve yabancı çevreye kolay uyum sağlamaktadır: İyi
beslenen bir sporcu her zaman, her ortama ayak uydurabilecek güce ve
dayanıklılığa sahip olmaktadır.
• Büyüme ve gelişmesi üst düzeydedir: Özellikle spora başlama yaşının
küçük olması nedeniyle, yeterli ve dengeli beslenme sonucu çocukların
büyümesi ve gelişmesi üst düzeye erişmekte ve yetişkinlikte istenilen
vücut ölçülerine ulaşılmaktadır.
• Hastalıklara yakalanma ve sakatlanma oranı az ve hastalık süresi
kısadır: Yapılan çalışmalarda, iyi beslenen sporcuların hastalanma ve
sakatlanma oranlarının iyi beslenmeyenlere göre daha az olduğu
saptanmaktadır. Hatta sakatlanma oranının iyi beslenmeyle % 50 gibi
yüksek oranlarda azaltılabileceği de belirtilmektedir.
Tüm
bunları bilen sporcular, başta performanslarını ve sağlıklarını korumak
amacıyla beslenme konusunda daha dikkatli olmaya çalışılmalıdır. Ancak
piyasada sporculara performanslarını arttırdığı, vücut bileşimlerinde
değişiklik yarattığı, kilo almayı veya vermeyi sağladığı, dayanıklılığı
arttırdığı gibi iddia edilen çok çeşitli ve dikkat çekici ürünler
satılmaktadır. Beslenme bilgisi olmayan veya tek başına içeriği
bilinmeyen ürünlerin alınması, sporcunun sağlığını olumsuz
etkileyebildiği gibi, çok fazla da para harcanmasına neden
olabilmektedir. Ayrıca beslenme konusunda bilgisi olmayan kişiler
tarafından verilen bir takım hatalı ve yanlış mesajlar da sporculara
ulaşabilmektedir.
Sporda Diyetin Rolü
Sporcularin besin ihtiyaçlarini etkileyen bir çok faktör vardir.Bunlarin
içinde sporcunun fiziksel kondisyonu,beslenme durumu,yasi ve genetik
durumu vardir.Buna ek olarak maddelerin,besinin kimyasal yapisi içinde
veya çevrede bulunmasi ve orani da rol oynar Diyetler ayri ayri ele
alinmalidir.Sporcularin çok farkli geçmisleri olabilir.Yas,cinsiyet
fiziksel kondisyon ve metabolik durum her sporcu için farkli
degerlendirilmelidir.Örnegin gelisme çagindaki sporcular için vücudun
gelismesini destekleyecek diyetler uygulanmalidir.
Besin
ihtiyaçlarina ve fiziksel performansa etki eden pek çok faktör
bulundugundan,uygulanan bir diyetin performans üzerindeki etkisini
ölçmek zordur.Basariyi garantileyen,sihirli bir formül içeren bilgiler
bulunmadigindan beslenmeyle ilgili çesitli pratik bilgile gelismistir.
Diyetler güçlü vücut yapmaz.Hizi arttirmaz.Güç kuvvet ve dayaniklilik
ancak egitimle saglanabilir.Diyet vücudu performansini arttiracak iyi
bir egitim programi için gerekli hammaddeleri içerir.Enerji ve agirlik
kontrolü.
Ağırlık ve Vücudun Yapısı
Sporcularin agirlik kontrolü agirliktan çok vücut yapisi üzerinde
odaklanmalidir.Basit bir agirlik ölçümü yerine Vücuttaki yag oranini
ölçmek daha faydalidir.Vücudun yag yüzdesi belirli araliklarla her yil
ölçülmelidir.Egitimdeki ve diyetteki degisikliklere bu ölçüm sonuçlarina
göre yön verilmelidir. Önerilen ortalama yag oranlari erkekler için %15
,kadinlar için %26 dir.Çogu sporcunun yag oranlari bu degerlerin
altindadir.Çünkü fazla yag fazla çalismayi gerektirir fakat etkinlik
üzerinde bir fayda saglamaz.Erkek jimnastikçiler ve kosucular için yag
orani %5-8 arasinda iken kadinlar için bu deger %10-12 arasindadir.
Tablo 1
de bazi spor dallarinda sporcularin vücutlarinda gözlenen yag oranlari
gösterilmektedir.
Tablo
1:Bazi spor dallarinda sporcularin vücutlarinda gözlenen yag oranlari.
Genel olarak erkek sporcular için %8-10 Bayan sporcular için %12-14 yag
orani idealdir.
Vücut Yağının Ölçülmesi:
Vücut yagini ölçülmesi için çesitli yöntemler mevcuttur.
1-Skinfold yöntemi
2-Suda agirlik hesaplama
3-Dokulardaki elektriksel impedansin ölçülmesi
Su alti yag ölçme vücut yagini dogru olarak belirler.Ancak akciger
hacminin hesaplanmasini gerektirir ve genelde kullanisli degildir.
Skinfold yöntemi kolay ve ucuz elde edilebildigi için daha
kullanislidir.Bu aletlerle yag orani hesaplanirken , vücudun belli
bölgelerindeki katmanlar sikistirilip kalinlik ölçülür.Ölçülen bu deger
daha önceden belirlenmis standartlarla karsilastirilarak yag yüzdesi
belirlenir.
Enerji İhtiyacı
Kalori bir enerji ölçüsüdür.Yiyeceklerin verdigi enerji ve vücudun
harcadigi enerji kalori cinsinden ölçülebilmektedir.Bir kalori bsr gram
suyun sicakligini bir santigrat derece arttirmak için gereken isi
miktari olarak tanimlanabilir.Bir kalori çok küçük enerji miktari
oldugundan egzersizler sonucu harcanan enerji veya yiyeceklerin enerji
içerigi belirtilirken kilokalori tanimi daha çok kullanilir.Kilokalori C
harfiyle yada 1000 kalori olarak gösterilir.Kaloriler,
karbonhidrat,yag,protein ve alkolden saglanabilir.Bir besinin kalorisi
enerji içerigini belirtir.Protein ve karbonhidratlarin birer gramlari
4'er kalori verirken,Bir gram yag 9 kalori,bir gram alkol ise 7 kalori
vermektedir.
Sporcularin kalori harcamalari yas,cinsiyet,vücut agirligi,vücut
yapisi,metabolik oranlari ve fiziksel aktivite düzeylerine göre
degisiklik gösterir.
Kilogram vücut agirligi basina kalori ihtiyaci çocuklarda en
yüksektir.Çünkü,dokularin gelisimi ve büyüme kalori gerektiren
islevlerdir.Ilerleyen yaslarda kalori ihtiyaci düser.
Vücut agirligi kalori ihtiyacini dogrudan etkiler.Çünkü daha agir bir
vucud ile çalismak daha çok kalori gerektirir.Vücuttaki yag orani da
kalori ihtiyaci için önemlidir.Çünkü,kaslarin kalori ihtiyaci yaglara
göre daha fazladir.Bu sebepten ayni agirliga sahip iki sporcudan yag
orani düsük olaninin kalori ihtiyaci daha fazla olacaktir.Erkekler
kadinlardan daha az yag oranina sahip olduklari için kalori ihtiyaçlari
daha fazladir.
Metabolik oranlardaki çesitli degismeler kalori ihtiyacini etkiler.Bu
oranlar %10-20 arasinda degisir.Fiziksel aktivite fazladan 1000-1500
kalori arasinda ek bir gereksinim dogurur.Eksersizlerle harcanan kalori
miktari aktivitenin süresine ,yogunluguna ve sporcunun agirligina göre
degisiklik gösterir.
Enerji
sarfiyati efor gücü ile yakindan iliskilidir:Kosma hizinin 3.3m/sn den
iki katina 6.6m/sn ye çikarildigindan enerji gereksinimi 8 kat
artar.Yüzmede hizin 3 katina çikarilmasinda 0.33m/sn den 1m/sn ye 5 kat
enerji gerektirir.
Bir
sporcunun enerji ihtiyacinin hesabi çok kolay degildir.Çünkü çalisma
süresince yeterli beslenmesi idmanda harcadigi ortalama enerji ve
yarismada harcadigi enerji dinleme durumu ve yeterli uyku gibi bütün
durumlarin bilinmesi gereklidir.
Kas kontraksiyonunda enerji sarf edilir.kaslarin yeniden eski durumuna
gelmesi için,bu enerji yerine konmalidir.Kaslarin 5 esas motorik
zorlanma sekilleri vardir.
1-Koordinasyon (Teknik):Santral sinir sistemi ve iskelet kaslarinin
birlikte çalismasidir.
2-Flexibilite (Eklemlerde oynaklik):Bir veya birden çok eklemin istemli
hareket bölgesi anlasilir.
3-Kuvvet: Insanlarda kuvvet;statik kuvvet.dinamik kuvvet ve kuvvet
mukavemeti seklindedir.
4-Çabukluk (Sürat):Anlam olarak kuvvetin kütleye etkisi olarak
tanimlanir.
5-Dayaniklilik (Mukavemet):Bu ,yorulmaya karsi ayni anlamdadir
Kaslar en çok enerjiyi:Kuvvet,sürat veya mukavemetle birlikte
istendiginde sarf ederler.Iskelet kaslarinda her kg doku için 2.5 g ATP
bulunur.Bu miktar aniden baslayan kas çalismasi ile bir kaç saniyede
tükenir ve ayni hizda yerine konmasi 3 sekilde meydana gelir.
1-Enerji depolayan kreatinfosfatin kullanilmasi (Anaerobik ATP-KP):Kas
hücreleri ancak 3 mol ATP depo edebilir.Buda birkaç saniyelik eksersiz
için yeterlidir.Kasta bulunan diger bir enerji kaynagi
kreatinfosfat(KP)olup dolayli olarak fosfat iyonlari saglar Bu yolla
oksijen kullanilmadan ve süt asidi tesekkül etmeden enerji çok çabuk
elde edilir ve saglanan enerji 8-10 saniyelik eksersizler için
kullanilir.
2-Glikojen ve yag (Gerektiginde aminoasitlerin)larin oksijen sarfiyati
ile yakilip yeni ATP yapimi(Aerop enerji):Oturur pozisyondan
yürümeye,yürür pozisyondan kosmaya geçerken vucudun enerji harcamasinda
dolayisiyla oksijen kullaniminda eritme olur.Buna aerobik yada oksijenli
enerji olusumu denir.Yüzme ,kayak,kros,maraton,bisiklet gibi
dayaniklilik spor dallarinda enerji olusumu aerop yolla olur.
3-Glikojenden enerji elde etme yolunu kisaltmak (Anaerop laktik asit
olusumu):Iki dakikadan daha az süren eksersizlerde ,yüzme ,yüksek
atlama,halter ve atma spor dallarinda enerji anaerobik yani oksijensiz
yolla olur.Enerji kaynagi olarak glikoz kullanilir.
Kas
hücresinde ATP ye göre daha çok bulunan kreatinfosfat ATP nin
yenilenmesi için
depo görevi yapar Enerji bakimindan zengin fosfatlarin kullanilmasi efor
çokluguna göre yaklasik 5-20 saniye yani 100 metre kosudaki enerji
sarfiyatini karsilamak için yeterlidir.
Yeterli
oksijen bulunuyorsa kreatinfosfat besin maddelerinin oksidasyonu ile
yenilenir. Aerop enerji elde edilmesi basit olarak su sekilde olur.
Besinmaddesi+oksijen > Karbondioksit+su+enerjiAgir eforda anaerop
glikoliz baslar.
Glikojen-->pruvik asit--> Süt asidi (Laktik asit) + Enerji
Bir mol
glikozdan 2 mol prüvik asit meydana gelir.Buda anaerop olarak 2 mol
laktik aside indirgenir. Sonuç olarak 1 mol glikozdan 2 mol ATP elde
edilir.Aerop glikolizde ise 1 mol glikoz38 mol ATP verir.
Glikozun oksijen kullanilarak yakilmasi ile elde edilen enerji,laktik
asitten elde edilen enerjiden daha fazladir.Anaerop glikolizde meydana
gelen laktik esit ayrica,kas kontraksiyonunu inhibe eder.Bu yüzden fazla
efor durumlarinda aerop metabolizma organizma için önem kazanmistir.
Uzun süren ve çok agir olmayan efor durumlarinda organizmadaki yag
depolarindan faydalanilir.Serbest yag asitleri mitokondirilerde ayni
sekilde okside edilerek yakilir.Bunlarin artiklari karbonhidrat
metabolizmasina girer.Bu reaksiyona (limon asidi siklüsü) denir.1 mol
stearik asit 148 mol ATP verir.Organizma ne kadar çok oksijen depo
edebilirse o kadar çok enerji aerop olarak kazanilir.Idman ile
organizmanin maksimal oksijen tutma yetenegi arttirilabilir.Burada
özellikle bilinmesi gereken husus,enerji elde edebilmek için
karbonhidratlarin oksidasyonu için gereken oksijenin ,yaglarin
oksidasyonu için gerekenden daha az olusudur.Çünkü karbondioksit
molekülünde yaglara göre daha fazla oksijen vardir. Glikozun
oksidasyonunda 6 mol oksijen(134.41) sarfiyati ile 672 kilokalori elde
edilir.Bu her litre oksijen için 5.01 kcal demektir.Yani glikoz
oksidasyonu(Aerop enerji saglanmasi) ile enerji elde etmek yag
asitlerinin yakilmasi ile enerji elde etmekten daha ekonomiktir.
Unutulmamasi gereken:en ekonomik enerji, mümkün oldugu kadar az oksijen
sarfiyati ile elde edilen enerjidir.Buda karbonhidratlarin yanmasindan
saglanir.
Buna
karsin vucudumuzun en önemli enerji deposunu yaglar saglar.Yaglar
vucudun rezerv enerji kaynagidir.Yaglarin yakilmasi yani büyük enerji
rezervinden faydalanmak idman ile kazanila bilinen bir
yetenektir.Idmansiz durumlarda,ihtiyaç duyulan enerji hemen hemen yalniz
karbonhidratlarin yakilmasi ile saglanir.Fakat idman ile yag enerjisi
kaynaklarindan yararlanilmasi saglanir.
SU METABOLIZMASI
Su hidrojen ve oksijenden olusan,kokusuz Tatsiz saydam bir sividir.Bütün
organizmalarda madde alis verisi için su gereklidir.Ayrica su solunum
zincirinde enerji kazanilmasinda son üründür.
Insan
organizmasinin %60-70 i sudur bu suyun 2 / 3 'ü hücreler içinde geri
kalani dokular arasi sivida ve kanda bulunur.Genellikle su gereksinimi
günlük 2500-3000 kaloriye karsilik her bir kalori için 1 mililitre
hesabi ile 2.5-3 litre olarak hesaplanir.Vucud agirliginin %2 si kadar
su kaybinda verimde düsüs %20 kadar,%4 su kaybinda ise verim düsmesi %40
kadar olur.Insan fizyolojik gereksinim olan suyu her gün muntazaman
olarak karsilamak zorundadir.Bunun yaklasik %50 si içeceklerden,%35 i
yiyeceklerden,%15 inide oksidasyon suyu olarak vücuttaki gidalarin
yakilmasindan saglar.Metabolizma sirasinda besinin metabolik enerjisinin
her 100 Kalorisi için10-14 gram su olusur.Besin maddesinin oksidasyonu
ile olusan metabolik su miktarinin nasil belirlendigini bir sekerden
olusan metabolik suyu örnek vererek açiklayalim:
C6H12O6
(Seker) + 6CO2 (Karbondioksit)---> 6CO2(Karbondioksit) + 6H2O(Su)
Sekerin molekül agirligi 180 ve 6 molekül suyun agirligi ise 6*18=108
gram olduguna göre 100 gram karbonhidrattan 108 * 100/180=60 gram
metabolik su olusur.
Hidrojen içeren ve oksidasyona ugrayan üç besin ögesinden
(Karbonhidrat,yag ve protein) olusabilecek metabolik su miktarlari Tablo
ile gösterilmistir.
Besin ögesinin Metabolik su 100g Besin maddesini enerjisi ME kal/gr
Besin ME sinin 100 kalorisi karsiligi olusan su/gr
Karbonhidrat 60 4 15.0
Yag 107 9 11.1
Protein 41 4 10.5
Susuzlugun derecesine göre organizmada çesitli olaylar
sekillenir.Kandaki su normalin %3 ünden fazla eksilirse böbrekler
metabolizma artiklarini geçiremeyecek hale gelir.Insan organizmasinda 2
litre su kaybi olmasi halinde halsizlik,3 litre su kaybinda belirli bir
genel durum bozuklugu ,4 litre su kaybi ise tehlikenin baslangici olarak
kabul edilir.organizmadaki suyun %15-20 sinin kaybi ise ölüme neden
olmaktadir.Susuzluktan ölüm kan yogunlugunun fazlalasmasi(Kanda 3-4
litre su vardir) ile ince damarlarda dolasimin durmasi ile
olur.Organizma bilesimindeki karbonhidrat ve yagin tamamini ,proteinin
%50 sini kaybetmesine ragmen yasamaya devam ettigi halde,suyun %20 sini
kaybettiginde ölmektedir.
Suyun organizmadaki fonksiyonlari;
a-yapi maddesi olarak
Kaslarin bilesiminde %75-80
Kemik dokusunda %25
Yag dokusunda %20
Disin dentin dokusunda %10 oraninda bulunmaktadir.
b-Eritici solvent olarak
Su organizmanin ihtiyaci olan maddeleri eriterek doku ve hücrelere
tasimaktadir.Dolayisiyla metabolizma artiklari da su ile
tasinmaktadir.Ayrica besinlerin sindirim sistemindeki seyri
yumusatilmasi,emilmesi ve kan dolasimi ile tasinmasi da su ile
orantilidir.
c-Isi regülatörü olarak
Isinin vücuttan atilmasi ve vücut isisinin ayarlanmasi su ile
saglanir.Örnegin futbolcular bir maç süresince 4-5 litre su
kaybetmektedirler.Çok konusma ile de su kaybedilmektedir.Çok yüksek
yerlerde (2500m ve daha yüksek) oksijen azligi nedeniyle solunum sayisi
arttikça akcigerlerden fazla su atilmaktadir.
d-Kayganlik verici madde olarak
Su özellikle vucudun oynak yerlerinde ve iç organlarda yeterli
kayganligi saglayarak sürtünme ve asinmayi engeller.
Suyun organizmadan atilmasi;
Metabolik olaylar sonucu olusan atiklar organizmadan degisik yollarla
atilmaktadir.
a-Idrar ile
Alinan suyun %60 i idrar ile atilmaktadir.Su idrarla atilan bu tur
maddeler içinde eritici olarak görev yapmaktadir.yetiskin bir insan
günde 1-1.5 litre suyu bu yolla kaybeder.
b-Diski ile
Bu yolla alinan suyun %5 i atilmaktadir.
c-Deri ile
Organizmadaki suyun %20 si buharlasma ve terleme yoku ile atilmaktadir.
d-Akcigerler ile
Her gün 0.4-0.5 litre su organizmadan disariya bu yolla atilmaktadir.
Sporcular için su kaybi ne kadar
tehlikelidir.
Su
kaybinin daha az olabilecegi düsünülen yüzmede dahi bir saatlik yogun
bir çalisma ile ortalama 2 litrelik su kaybi söz konusudur.Su kaybi ile
birlikte kalp normalden daha hizli çalismaya baslar.Soluk alma
güçlesir.Yorulma süresi hizlanir ve çalisma süresi kisalir.
Vücutta su kaybinin etkileri
% 1-5
>> Susuzluk, Harekette düzensizlik, Istahsizlik, Deri kizarmasi,
Sabirsizlik, Yorgunluk, Kalp ritminde artis.
%6-10 >> Bas agrisi, Soluk almada güçlük, Kan volümünün degismesi,
Konusma zorlugu, Hatirlama güçlügü, Kan yorgunlugunda artma.
%11-20 >> Kramplar, Yutkunma zorlugu, Dilin sismesi, Görme bozuklugu,
Duyma zorlugu, Ates, Duyarlilikta azalma.
Vucud agirliginin %2 lik su kaybinda:
Dayaniklilikta azalma(Su içildiginde normale döner) olur.
Vucud
agirliginin %4 lük su kaybinda:
Kuvvette azalma(Kayip su içildiginde hemen karsilanmaz) olur.
Proteinler
Proteinler organizmalarin gereksinimi olan besin maddelerinin en önemli
gurubunu olustururlar.Karbonhidratlar aktüel enerji tasiyici,yaglar
rezerv maddeleri,proteinli maddeler ise organizmanin temel yapi
tasidir.Besinlerden alinan protein yalniz hücrelerde vucud için özel
doku ve organ proteinleri yapi tas olarak kullanilmaz.Hormon ,enzim ve
bagisiklik maddeleri içinde hammadde olarak görev almaktadir.Yani
proteinler metabolizmada dogrudan rol oynar.Organizmada çok degisik
proteinler bulunur.Bunlar yalniz cinse özel degil ayni cinsler arasinda
organlara da özeldir.Yani ayni organizmada çesitli organlardaki
proteinler birbirlerinden farklidir.
Proteinlerde yag ve karbonhidratlardaki ayni elementler,karbon,hidrojen
ve oksijen bulunur.Fakat proteinlerde karakteristik olarak azot ve bazen
de kükürt vardir.Proteinler yapi taslari olan aminoasitlerin bir araya
gelmesi ile olusan büyük moleküllü bilesiklerdir.22 farkli amino asidin
degisik kombinasyonu ile ile tabiatta milyarlarca degisik protein sentez
edilmektedir.
Esansiyel aminoasitle vucudun kendisinin imal edemeyip disaridan
besinlerle almak zorunda oldugu amino asitlerdir.Bunlar;
valin,Izoloysin,Löysin,Fenilalanin,Triptofan,Lisin,Metiyonin ve trionin
dir. Organizmanin protein ihtiyaci daha çok esansiyel aminoasitler
üzerine kuruludur.Bir proteinin Biyolojik degeri yani yani besleyici
degeri bilesimindeki amino asit türüne baglidir.Biyolojik deger:
sindirim kanalindan emilen vucud proteinine dönüsme oranidir.Yani
biyolojik deger besin proteininin ,insan vucudu proteinine ne kadar
çabuk degisebileceginin ölçüsüdür.En yüksek degere sahip protein yumurta
aki proteinidir.Yumurta aki proteininin biyolojik degeri 100 olarak
kabul edilir ve diger proteinler buna oranlanir.
Proteinlerin organizmadaki
fonksiyonlari
1-Vucud
dokularinin onarim ve yapiminda kullanilmak(Önce onarim sonra büyümede
kullanilir.
2-Enzim hormon gibi yasamsal olaylari düzenleyen kimyasal regülatörlerin
bilesimine girmek
3-Vücuttaki asit baz dengesini normal dengede tutmak için tampon
vazifesi görmek
4-Kalitsal faktörler için kromozom ve genlerin yapisinda bulunmak
5-Kaslarin kontraksiyonunda görev almak
6-Hücrelerle hücreler arasi sivilar arasinda besin unsurlarinin
degisimine yardim ederek ödemlere sebebiyet veren sivilarin anormal bir
sekilde toplanmasina engel olmak
7-Enerji veren diger besin unsurlari(Karbonhidrat ve yag)yeteri kadar
alinmazsa veya diyetle fazla protein alinirsa enerji saglamak.
Sporcu beslenmesinde günlük protein
gereksinimi
Vucuda alinan proteinler sindirim sisteminde aminoasitlere kadar
parçalanirlar.Bu amino asitler yukarda bahsettigimiz islevlerde
kullanilmaktadir.Sporcularin,spor yapmayan kisilere göre daha gelismis
bir vucud yapisina sahip olduklari bir gerçektir.Kaslarin yapisini
proteinler olusturur.Buda sporcularin daha fazla protein almalari
gerekligi fikrini dogurabilir.Ancak kaslarin %70 i sudur.Su disindaki
agirligin ancak yarisini proteinler olusturur.
Kaslardaki protein oranini koruyabilmek için günlük kullanilan protein
kadar alinmasi gereklidir.Günlük kas çalismasindaki artisla birlikte
protein gereksinimi de artar.
Saglikli bireylerde her kilogram vucud agirligi basina 0.8-1.1 g protein
yeterli iken sporcularda bu oran 1.5-2 grama kadar yükselir.Yani günlük
alinmasi gereken enerjinin %15-20 sinin proteinlerden karsilanmasi
gerekir.Büyüme çagindaki genç sporcular yalniz kas kuvvetlenmesi için
degil büyümeleri içinde proteine ihtiyaç duyduklarindan günlük enerjinin
%25 ine kadar protein alabilirler.Demek ki kuvvet gerektiren spor
dallarinda yarismacilar vucud agirliklarinin her kg için 2-3 g protein
,çabukluk isteyen spor türleri ile dayanikliligin önemli oldugu spor
dallari için de 1.5-2 g protein yeterlidir.
Özellikle kuvvet gerektiren spor dallarindaki sporcularin birçogu
protein gereksinmelerini protein tozlari alarak karsilama
egilimindedirler.Günde 4-6 saatlik agir antrenman döneminde ,sporcunun
yeterli yiyecek tüketemedigi durumlarda protein tozlari pratik bir çözüm
olmaktadir.Ancak enerjinin besin ögelerine dagilim dengesini korumak
için protein tozlarinin gelisi güzel kullanilmasi önerilmez.
Proteinlerin kas gelisimine etkileri
Sporcular arasinda en yaygin inançlardan biriside Protein bakimindan
zengin yiyeceklerin(Özellikle hayvansal kaynakli) vucud kas kitlesinde
artisa neden olacagidir
Diyetle alinan proteinler,kas kitlesinin gelisimi için gerekli
aminoasitleri saglarlar.Ayrica insan vucudu mevcut proteinlerin
yikimindan ortaya çikan aminoasitleri tekrar kullanabilme yetenegine de
sahiptir.Örnegin 75 kg vücut agirligina sahip bir kisi günlük diyetle
100 g protein aldiginda ,vucudu 400 g protein sentezler.Bu nedenle kas
kitlesinin gelisimi için gerekli protein oldukça azdir.Bu konuda yapilan
arastirmalarda antrenmanlara yeni baslama dönemlerinde vucud kas
gelisimi ilave olarak verilen günlük 7-8 g proteinin yeterli olacagi
belirtilmektedir. Sporcular almalari gereken proteinin vücut agirliklari
ve spor dallari ile orantili olmasi gerektigini unutmamalidirlar.Genis
vucud kitlesine sahip olanlarin protein ihtiyaçlari daha fazla
olacaktir.
Amino asitlerin enerji olusumuna
etkileri
Son yillarda yapilan çalismalarda organizmanin amino asitleri yakit
olarak kullandigini göstermektedir.Özellikle dayaniklilik
eksersizlerinde,enerji olusumuna aminoasitlerden löysin,izolöysin ve
valin %5-12 oraninda katilabilmektedir.Bu katilim vucud glikojen
depolarinin bosalmasiyla artabilmektedir.Bunu yani sira sporcularin
gereksinimlerinden fazla aminoasit alimlarinin performansi
arttirmayacagi da bilinmelidir.Bahsedilen aminoasitler hayvansal
kaynakli besinlerin yer aldigi dengeli beslenme ile rahatlikla
karsilanabilmektedir.
Vücutta
yapilamayan esansiyel aminoasitlerin mutlaka organizmaya
kazandirilmalari gerekir.Bazi aminoasitler ise doku yikimi esnasinda
serbest hale geçerek vücutta tekrar kullanilmaktadir.Dolayisiyla insan
vucudu aminoasitleri ve proteinleri kullanirken oldukça ekonomik hareket
etmektedir Insanlar üzerinde yüksek doz aminoasit kullaniminin etkileri
henüz denenmemis olmasindan dolayi tam olarak bilinmemektedir.Bu konuda
deney hayvanlarinda yapilan çalismalarda karaciger böbrek
büyümesi,organlarda tümör olusumuna rastlanmistir.Sindirim kanalinda
önemli bir rahatsizligi olmayan sporcularin direk protein alimlari ile
aminoasit kullanimlari arasinda bir fark yoktur.
Protein tozlarinin etkileri
Konsantre olarak hazirlanmis protein tozlari yüksek oranda (%90)protein
içermelerine karsin yag ve kolesterol oranlari düsüktür.Vücut gelisimine
halter gibi spor dallarinda özellikle yogun antrenman dönemlerinde
sporcularin protein gereksinimleri de artmaktadir.Bu ihtiyaç normal
saglikli bireylerden 1-1.5 misli daha fazladir.Yine bu spor dallarinda
sporcular vucud agirliklarini yani vucud yag yüzdelerini korumak
zorundadirlar.Iyi kaliteli protein kaynaklarinin(Hayvansal proteinler)
yapilarinda ise yag orani yüksektir.Bundan dolayi bu spor dallarinda
protein tozlari pratik bir çözüm olarak düsünülebilir.Ancak protein
tozlari kullanilirken bazi hususlara dikkat edilmesi gerekir.
Bunlar:
1-Sporcunun günlük protein ihtiyaci bilinmelidir
2-Protein kullaniminin sporcunun enerji dengesini bozmayacak sekilde
ayarlanmasi gerekir.
Gerektiginden fazla alinan proteinlerin vücutta yag olarak depolandigini
unutmamak gerekir.
Fazla proteinin zararlari
1-Proteinler vücutta depo edilmez.Alinan proteinlerin fazlasi yaga
dönüserek depo edilirler.Yagin artmasi sporcunu performansini düsürüp
istenmeyen vücut agirligi tesekkülüne sebep olur.
2-Protein bakimindan zengin hayvansal kaynakli besinlerin yapilarinda
kati yag ve kolesterol bulunmaktadir.Bu tür yiyeceklerin fazla oranda
tüketimi ileri yaslarda kalp-damar hastaliklarina yakalanma riskini
arttirir.
3-Proteinlerin parçalanmasi sonucu olusan artik maddelerin(Ürik asit)
atimi böbrekler yoluyla oldugundan sporcularda su kaybina yol açar.
4-Fazla protein vücuttan kalsiyum atimini hizlandirir
Yetersiz protein alinmasinin zararlari
Vucuda
yeterli protein alinmadigi durumlarda vucud kendi hücrelerini
kullanir.Bunun sonucunda önce büyüme durur.Daha sonra vucud agirliginda
azalma baslar.Vucudun hastaliklara karsi direnci azalir.Hastaliklar uzun
süreli ve daha agir seyreder.Hemoglobin yapilamadigi için kansizlik
meydana gelir.
Gerek
sağlıklı bir ortamda spor yapmak, gerekse yüksek sportif performansı
elde etmede başarının temel unsurlarından birisi bilindiği gibi ekip
çalışmasıdır. Bu ekibin bir parçası da hiç kuşkusuz beslenme uzmanıdır.
Ülkemizde tam anlamı ile yerleşmese de ender olarak bu ekip bazı
kulüpler de oluşturulmaya başlanmıştır. Aşağıdaki bölümde beslenme
konusu ile ilgili çeşitli temel kavramlara ve pratikte karşılaşılan
sorulara yanıt vermeye çalışacağız. Bu konulardaki daha detaylı
bilgilere kaynaklarımızdan veya bir beslenme uzmanından ulaşabilirsiniz.
1- Dengeli beslenme nedir?
Sportif bağlamda dengeli beslenme gerek antrenman, gerekse yarışma
periyodunda, sporcunun gerek duyduğu besin öğelerinin, gerek duyduğu
zaman diliminde alınmasıdır. Burada denge kavramı , sporcunun antrenman
ve yarışmada harcayacağı besin öğelerinin sağlıklı bir biçimde alınması
ve harcanmasının ardından yerine konulmasıdır.
2- Kaç çeşit karbonhidrat vardır?
Karbonhidratlara göz attığımıza genelde iki gruba ayılır. Basit
karbonhidratlar şeker, kompleksler ise nişastadır. Basit karbonhidratlar
zengin yiyecekler;çay şekeri , akide şekeri meyve şekerleme ve
pelteleri, karamela, lokum, marmelat, reçel, bal, pekmez, çikolata,
tahin helva , kuru sebze, meyve ve pestiller. Kompleksler ise ekmek,
bisküvi, kek, pasta pirinç, makarna , bulgur, buğday, irmik, şehriye,
tarhana, arpa, yulaf, mısır, patates, kestane, barbunya, bezelye,
börülce, iç bakla, kuru fasulye, nohut, mercimektir.
3- Kaç çeşit yağ vardır?
İnsan vücudunun enerji gereksinimi en ekonomik şekilde yağlarda
sağlanır. Gerek yağda eriyen vitaminler (A, D, E, K) gerekse elzem yağ
asitleri (vücudun sentezleyemediği için diyetle alınması gerekir) vücuda
yağ ile alınır. Yağlar üç ana gruptadır. Bunlar, doymuş, tekli doymamış
ve çoklu doymamış yağlardır Doymuş yağlar:etin yağı, krema, kaymak
içyağı, margarin, yağlı süt ve ürünleridir. Tekli doymuş
yağlar;zeytinyağı ve yer fıstığı yağıdır. çoklu doymamış yağlar da;mısır
pamuk, ayçiceği, soya, susam ve balık yağıdır. Bilindiği gibi doymuş
yağlar kan kolesterol düzeyini yükseltip, kalp hastalıkları ile ilgili
bazı riskleri artırır.
4- Proteinlerin vücuttaki görevi ve
protein kaynakları
Bilindiği gibi organizmadaki hücreler sürekli bir yenilenme
içersindedir. Bu noktada proteinlere büyük görev düşmektedir. Yaşam
süreleri farklı olan yıpranan hücreler ölüp, yerine yenileri
yapılmaktadır. Proteinler enerji sağlamanın yanı sıra asıl görevleri
olan bu yapıtaşı görevlerini yerine getirir. Ayrıca besin öğelerinin
kullanılmasında görev alan enzim ve hormonların yapısında da proteinler
bulunur. Enfeksiyonlara karşı vücudun verdiği savaşta da proteinler yer
alır. Günlük enerji tüketiminin yaklaşık yüzde 10-15 ‘i proteinlerden
sağlanmaktadır. Proteinler genelde bitkisel ve hayvansal kaynaklı
yiyeceklerden sağlanır. Burada iyi kaliteli hayvansal kaynaklı
yiyecekler;et, süt, peynir, yumurtadır. Bitkisel kaynaklı yiyecekler ise
tahıl ve kuru baklagillerdir. Genel olarak proteinden zengin
yiyecekler;süt, yoğurt, peynir, yumurta, kümes ve av hayvanları, balık
ve deniz ürünleri, et ve ürünleri, kuru baklagiller ve yağlı
tohumlardır.
Enerji Konusu
1- İnsan vücudunun enerji kaynakları
nelerdir?
Tüm besinlerin bileşmesinde çeşitli kimyasal moleküller bulunmaktadır.
Bunlar “besin öğesi” diye adlandırılır. Ağızda başlayan sindirimin
sonunda besin öğeleri parçalanır. Olaya enerji kaynakları bazında
baktığımızda, insan vücudunun enerji gereksinimi üç temel besin grubunda
sağlanır. Bunlar sırasıyla; karbonhidratlar, yağlar ve proteinlerdir.
Genel olarak karbonhidratlar ve yağlar egzersiz sırasında temel yakıt
olarak kullanılan enerji kaynaklarıdır. Proteinler organizmada yapıtaşı
olarak görev yaparlar.
2- Vücutta hangi enerji kaynakları
depolanır?
İnsan vücudundaki temel enerji kaynaklarından karbonhidratlar ve yağlar
depo edilir. Proteinler depo edilmez. Bu yüzden gerekli olduğu kadar
protein kullanılır, geriye kalanı dışarı atılır. Ayrıca, fazla olarak
protein almak çeşitli sağlık sorunlarına da yol açabilir.
3- Hangi enerji kaynağı ne kadar
enerji verir?
Karbonhidratlar ve proteinler gram başına yaklaşık 4 kilokalori, yağlar
ise gram başına 9 kilokalori enerji verir. Genel olarak kilokalori ve
kalori değerleri, ülkemizde birinin yerine kullanılan değerlerdir.
4- İnsan vücudu hangi koşullarda
enerjiye gerek duyar?
İnsan organizması üç koşulda enerjiye gerek duyar.
Bunlar: a. Bazal metabolizma, b. Fiziksel aktivite, c. Besinlerin
spesifik dinamik etkisi
Burada bazal metabolizma organizmanın dinlenik durumda yaşamını
sürdürmesi için gerek duyduğu enerji gereksinimidir. Bazal metabolizma
kişinin vücut ağırlığı, yaşı , cinsiyeti, sağlık durumu ve diğer
faktörlere göre değişir. Fiziksel aktivite ise yürümekten,
koşmaya;okumaktan, araba sürmeye kadar tüm fiziksel ve zihinsel
aktivitelerimiz için gereksinim duyduğumuz enerjidir. Besinlerin
spesifik dinamik etkisi ise, besinlerin sindirimi sırasında ortaya çıkan
ısının , ortadan kaldırılması için harcanması gereken enerjidir.
5- Hangi sporda, hangi enerji
kaynakları kullanılır?
Egzersiz sırasında genelde karbonhidratlar kullanılır. Özellikle kısa
süreli aktivitelerde sadece bu enerji kaynağı kullanılır. Egzersizin
süresi uzadıkça enerji kullanımında yağlar da devreye girer. Özellikle
uzun süren aktivitelerde eforun süresi uzayıp, şiddeti düştükçe vücut
yağ depoları enerji üretiminde devreye girmektedir. Bu tür aktivitelere
en belirgin örnek maratondur.
6- Ağırlık çalışmalarının yapıldığı
dönemde hangi enerji kaynağı fazla alınmalıdır?
Genel olarak ağırlık çalışmasının yapıldığı dönemlerde, amaç kuvvet
gelişimi olduğu için kasın enine kesitinin büyümesi (hipertofi) söz
konusudur.
Bu da
organizmanın gereğinden fazla protein kullanımı ile sağlanır. İşte bu
nedenle ağırlık çalışmalının yapıldığı dönemde daha fazla protein
alınmalıdır. Ama bu protein miktarı mutlaka bir diyetisyen (beslenme
uzmanı) veya bir hekim tarafından belirlenmelidir. Unutulmaması gereken,
aşırı protein alımının çeşitli sağlık sorunlarına yol açtığı, fazlasının
yağa dönüşüp depolandığında ve geriye kalanının idrar yolu ile
atıldığıdır.
Sağlıklı bireylerde günlük protein alımında vücut ağırlığının her
kilogramı başına 0.8-1 gramlık protein yeterli, özellikle kuvvet
gerektiren sporlarda bu oran vücut ağırlığı başına 1. 5-2 gram, hatta 2.
5 grama kadar çıkabilmektedir. Kuvvet çalışmalarının yeni başladığı
dönemlerde kas gelişimine yönelik ek kilogram başına 7-8 gram protein
önerilmektedir. Ama bu değerler genel değerlendirilir. Konu mutlaka bir
uzman tarafından denetlenmelidir.
Vitaminler
1- Kaç çeşit vitamin vardır?
Vitaminler bilindiği gibi vücut tarafından üretilemeyen ama yaşam için
gerekli olan bileşiklerdir. Vitaminler genelde iki gruba ayrılır. Bunlar
suda eriyen ve yağda eriyen vitaminler.
Yağda eriyen vitaminler dört tanedir bunlar:A, D, E, K tir. Suda
eriyenler ise şunlardır: B (B1 thiamin, B2-riboflavin, B6 piridoksin,
B12)ve C vitamini (askorbik asit)
2- Suda eriyen vitaminlerin
özellikleri nedir?
Bunlar B ve C vitaminleridir. Bu vitaminlerin özellikleri vücutta az
bulunmaları ve depo edilmez olmalarıdır. Fazla alındıklarında ise idrar
yolu ile atılır
3- Yağda eriyen vitaminlerin
özellikleri nelerdir?
Yağda eriyen A, D, E, K vitaminleri vücutta depo edilir. Fazla
alındıkları zaman vücutta toksit etkisi yaparlar. Yetişkinlerde fazla
alım onucu baş ağrısı, bulantı, saç dökülmesi, ishal gibi belirti
gösterirler.
4- Vitaminler ne zaman ve nasıl
alınmalıdır?
Vitaminler gerek duyulduğunda mutlaka bir hekim veya beslenme uzmanı
denetiminde alınmalıdır. Onların hangisinin kullanılması gerektiği ,
alınma sıklığı ve dozu mutlaka bir uzman tarafından belirlenmelidir.
5- Vitaminlerin performansa etkisi
nedir?
Sağlıklı ve düzenli beslenen bir sporcu, normalde vitamin gereksinimini
aldığı besinlerden olarak sağlar. Ama sporcular psikolojik olarak
vitamin almaları gerektiğini zanneder . Yetersiz ve fazla vitamin
alımının performans üzerindeki etkileri çeşitli araştırmalara söz konusu
olmuştur. Sağlıklı beslenen bir sporcu için birçok uzmanın belirttiği
gibi vitamin alımı pahalı bir idrarın oluşmasına neden olur.
Su ve Spor
1 - Vücudumuzun su kaynakları
nelerdir?
Vücudumuzun su kaynakları üç ana grupta toplanır. Bunlar: Direkt olarak
alınan su, çeşitli sıvıların içindeki su, çeşitli besin maddelerinin
içindeki sudur.
2 - Vücudumuz nerelerde suyu kullanır?
Su insan vücudunun önemli gereksinimidir. Bilindiği gibi insan
organizmasının %65-70 ‘i sudan oluşmaktadır. İnsan vücudu dört temel
olgu için suya gereksinim duyar. Bunlar şunlardır: a. Besinlerin vücuda
alınması, b. Sindirim kolaylaşması, c. Zararlı öğelerin dışarı atılması,
d. Vücut ısısının denetimi.
Bilindiği gibi fiziksel egzersiz sırasında vücudun sıvı gereksinimi
artmaktadır. Egzersiz ter ve solunumla vücudumuzdan önemli miktarlarda
sıvı kaybolmaktadır. Örnek vermek gerekirse, 1000 metre koşusunda
yaklaşık 1 litre, maratonda ise yaklaşık 5 litre sıvı kaybı olmaktadır.
3- Sporcunun ne kadar su içmesi
gerekir?
Sporcunun ne kadar su içmesi gerektiği yaptığı aktiviteye, ortamın
sıcaklığına ve aktivitenin süresine bağlıdır. Bu olaya harcanan kalori
bazında bakarsanız, beslenme uzmanları harcanan her 1000 kilokalori
için, bir litre suyun alınması gerektiğini söylemektedir.
4- Su ne zaman ve ne kadar
içilmelidir?
Su içimi üç ana başlık altında toplanabilir. Bunlar;egzersiz öncesi,
egzersiz sırası ve egzersiz sonrasıdır. Yarışma veya egzersiz öncesi son
öğünde 2-2. 5 bardak su içilmelidir. Egzersizden yarım saat önce de 1
saat bardak içilebilir. Egzersiz sırasında su tüketimi kuşkusuz
egzersizin şekli, süresi ve ortamın sıcaklığına bağlıdır. Beslenme
uzmanları genelde bir saatin altındaki fiziksel aktiviteler için en
uygun sıvı alımının su olduğu görüşündedir. Bu nedenle bir saat ve onun
altındaki fiziksel aktivitelerde 20 dakikada bir bardak su içilmelidir.
Egzersiz sonrası su içimindeki kriter de idrarın rengidir. İdrarın rengi
açık oluncaya kadar sporcunun su içmesi önerilir. Aslında burada asıl
mantık aktivite öncesi ve sonrası vücut ağırlığının belirlenip, farkı
kadar su alınmasıdır.
5- Su ne soğuklukta olmalıdır?
Sporcunun içeceği suyun soğukluk derecesi sürekli tartışılan bir konudur
ve bu konuda gelenekler yanlış bilgilerle doludur. Özellikle bu yanlış
bilgiler egzersizde ve sonrası “soğuk su”içilmemesi yönündedir. Bu
yanlış bir bilgidir. Egzersiz sırasında ve sonrasında termo-regülasyon
(artan vücut sıcaklığının dengelenmesi)için özellikle soğuk su içimi
yararlıdır. Burada beslenme uzmanları suyun soğukluğunun 5-10 derece
olmasını önerirler.
Diğer
1- Ergojenik yardım nedir?
Performans artırmak amacıyla yardımına başvurulan bazı besin maddeleri
ve yöntemleridir.
Gerçek ergojenik yardımcılar kuvveti, dayanıklılığı, hızı ve beceriyi
sürekli olarak artıran yöntemlerdir.
Bunlar sentetik madde olmadıkları için doping sayılmazlar, Spor
dünyasında sporcular bazı alışkanlıklara, bazı maddelere kullanılır. Bu
maddelere bira mayası, polen protein tozları v. b maddelerdir.
Bu
maddelerin gerçek etkileri şunlardır:Bira mayası orta düzeyde b vitamini
içerir. Araştırmalarda hiçbir ergojenik etkisine rastlanmamıştır. Bira
mayası içinde yaşayabilen küçük canlılar çeşitli rahatsızlıklara neden
olur.
Polen
yapısında % 50 oranında karbonhidrat bulunur. Sporcular enerji verici
madde olarak kullanılır. Araştırmalarda olumlu bir etkisine
rastlanmamıştır. Bazı kişilerde tehlikeli boyutlarda alerji yapar.
B15 vitamini (pangamik asit)için bazı spor dergilerinde doku ve
hücrelere oksijen taşınmasını artırdığı iddia edilmektedir. Bu konuda
yapılan araştırmalarda vitamin etkinliği göstermediği tespit edilmiş
olup, bazı firmaların ürünlerinde sadece laktoza (süt şeker)
rastlanmıştır. B 15 sentetik bir madde olduğunda sağlığa zararlıdır.
Aslında Besin ve İlaç Konseyi B15 in bir diyet destekleyici veya ilaç
olarak satılmasını illegal kabul etmektedir.
Karnitin, vitamine benzer bir moleküldür. Vücutta bazı amino asitlerden
sentezlenebilmektedir. Karnitin, özellikle ette bulunur. Uzun zincirli
yağ asitlerinin sitoplazmada mitokondriye geçişini kolaylaştırdığı için
ergojenik yardımcı olarak kabul edilir. Yine de sporculara ilave
karnitin almalarını önerecek çok az bilimsel kaynak vardır.
Kreatin
son zamanlarda oral kreatin suplementasyonunun kas fosfokreatini ve
kreatin verimini artırabileceğini ileri süren çalışmalar vardır. Buna
bağlı olarak kreatin , maksimal egzersizlerde yorgunluk gelişimini
geciktirmektedir.
Ergojenik yardım konusundaki önerimiz, mutlaka spor alanında uzmanlaşmış
bir beslenme uzmanından yardım alınmadan kullanılmamalıdır. Ortak görüş
iyi bir beslenme programı ile sporcunun gerekli tüm gereksinimlerini
alabildiğidir.
2- Alkolün sporcular üzerinde etkisi
nedir?
Alkol belirli dozda alındığında uyarıcı, belirli dozda alındığında da
uyuşturucu etkisi yapar. Ayrıca alkol karaciğerde çözülüp yağa dönüşür.
Enerji oluşumunda etkin değildir. Alınma dozuna göre merkezi sinir
sistemi üzerinde uyuşturucu etkisi vardır . Sporcunun konsantrasyonunu
bozar. 1982 yılında Amerika Spor Hekimliği koleji alkol üzerine şunları
söylemekteydi:
a-Alkolün kısa süreli etkisi reaksiyon zamanı, el göz koordinasyonu,
denge ve kompleks koordinasyonu gibi özellikleri geciktirici ve
bozucudur.
b-Enerji metabolizması, maksimal oksijen kullanımı, kalp atım hızı, kalp
atım hacmi, kas kan akımı solunumsal dinamikleri etkiler
c-Kuvvet, güç , dayanıklılık, sürati azaltabilir.
d-Uzun süreli kullanımda karaciğer, kalp, beyin, kas hastalıkları ve
ölüme yol açabilir.
KAYNAKLAR:
1-Açıkada, C ;Ergen, E:
Bilim ve Spor. Bürotek Maatbası . Ankara. 1990
2-Akgün Necati:
Egzersiz Fizyolojisis. Ege Üniversitesi Maatbası. II. Baskı. s. 326-330
1991
3-Astrand, P. O; Rodahl, K:
Textbook of work physiology. Mc Graw Hill Book Comp. 3. Edition.
4-Baysal, A:
Beslenme. Hacettepe Üniversitesi Yayınları. Ankara. 1984
5-Ekin, i:
Adan, Zye Dengeli Beslenme. Dengeli Beslenme Derneği Yayınları sayı:1.
Ankara. 1984
6-Ersoy, G. K:
Spor ve Beslenme. MEGSB. BETSGM. Yayın no:28. Ankara. 1986
7-Ersoy. G. K:
Sağlıklı Yaşam, Spor ve Beslenme. Ankara. 1995
8-Greenhaff. P. L;Bodin, K;Harris, R. C et al:
The Influence of Oral Creatine Supplementation on Muscle Phosphocreatine
Resynthesis Following insense Contraction in Man. Journal of Physiology.
467. Pp. 75. 1993
9-Koçtürk, O. N:
Sporcular için Besin ve Beslenme El Kitabı. Futbol, Antrenörleri,
Menejerleri ve Monitörleri Cemiyeti Yayınları No:9 İstanbul. 1969
10-Konopka, P:
Spor, Beslenme, Randıman. Sandoz Kültür yayınları. No:8. İstanbul. 1985
11-Mc Ardle, W. D;Katch, V. L:
Exercise Physiology. Energy, Nutrition and Human Performance. Second
Edition. Lea and Febiger. Philadelphia. 1986.
12-Paker, S:
Sporda Beslenme, Ertem Basım Yay. 1. baskı. Ankara. 1989.
13-Paker, S:
Sporda beslenme. Gen Matbaacılık ve reklamcılık. 2. baskı. Ankara. 1991.
14-Prokop, L:
Spor Hekimliğine Giriş. 3. Baskı. Bayer Türk Kimya Sanayi Ltd. Şti.
İstanbul 1983.
15-Smith, N. J;Worthington, R. B:
Food and Sport. Bull Publishing Company. California. 1989. Sağlıklı
Yaşam, Spor ve Beslenme. Ankara. 1995 |